SORU-CEVAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SORU-CEVAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2014 Cumartesi

Bebeğinizle Birlikte Aynı Odada Uyuyabilirsiniz!

Bebeğinizle birlikte aynı odada uyuduğunuz için, başka bir yazıda (http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/goksu-telmac/cocugunuza-askim-demeyin_4961.html) belirtildiği gibi kimsenin ruh sağlığı tehlikeye girmez. Hatta bu sayede ABÖS, yani Ani Bebek Ölümü Sendromu'nu da önlemiş olursunuz. 

Bu alanda Almanya'da ve Amerika'da yapılan tüm bilimsel çalışma sonuçları göstermiştir ki, bebekler ilk bir yılda anne ve babasıyla aynı odada uyumalıdırlar. Mümkünse kendi kayrolarında ve mutlaka sırtüstü. Solunum sistemi daha yeni gelişmekte olan yenidoğan bir bebek için ailesinin düzenli işleyen solunum hareketleri, bebeğin nefes alıp vermesini de olumlu etkiler. Ayrıca yakınlık, yalnız olmadığını hissetmek, büyümekte olan bir çocuğa güven verir... Bu bağlamda doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede bebek ayrı odada yatırılmalıdır önerilerinin bilimsel sonuçlarla hiç bir alakası yoktur. 

Aile yatağı uygulaması Almanya'da ilk 2-3 yıl çok yaygın olan bir uygulamadır. Ve bu yüzden daha hiç bir bilimsel yayında çocukların ruhsal sağlığı olumsuz etkilenmiştir tespitine rastlanmamıştır ya da cinsel rol karmaşası yaşadıklarına...


Anne-babanın sigara içmesi, bebeğin karın üstü uykuya yatırılması ve aşırı sıcak uyku ortamı, ABÖS ile ilgili en büyük risk faktöreleri iken; bebeğin ayrı odada yalnız bırakılmaması ve de sırtüstü uyuma pozisyonu önleyici nedenlerdir.

Çocuğunuza “Aşkım” Deyin, Demeye Devam Edin!

Psikoloji bir bilim dalıdır ve bu bilim dalını okuyup, meslek edinmiş her psikolog, uzman görüşünü bildirirken hangi bilimsel araştırma sonuçlarına dayandığını belirtmelidir ki, okuyucu bunun şahsi bir görüş olmadığı ayrımına varabilirsin.

Çocuğunuza “aşkım” demeyin yazısındaki (http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/goksu-telmac/cocugunuza-askim-demeyin_4961.html) önerileri destekleyen hiçbir bilimsel yayın benim bilgim dahilinde değildir. Varsa da paylaşılmalıdır; çünkü ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim bir çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Bu yüzden bu konuda yazılan her yazı kritik bir biçimde değerlendirilmelidir.

Hiç şüphesiz, sözcüklere yüklenen anlamla yaşanır o sözcükler. Zaten çocukta ana dilini böyle öğrenir. Kontext içinde ve sesimizin tonuyla, vücudumuzun diliyle ve de durum içinde kullandığımız yere göre her bir sözcüğün taşıdığı anlam çocuğun zihninde kodlanır. Çocuğunuza "aşkım, sevgilim" derken onun sizin için ne kadar değerli olduğunu ve onu tüm kalbinizle sevdiğinizi hissettirerek söylüyorsanız, çocuk da bu anlamlarla yaşar bu sözcükleri.

Uzman yazılarını takip eden birçok bilinçli ve duyarlı ebeveynin dediği gibi çocukların algıları çok güçlüdür ve aşkım kelimesi hem eş'e hem de çocuğa söylendiğinde çocuğun kafası karışmaz ya da kendisini eski sevgilinin yerine konuluyormuş gibi hissetmez, hem de tek bir sözcük yüzünden. İlaveten, dünyanın her yerinde aşkım, sevgilim sözcükleriyle büyüyen milyonlarca ruh sağlığı yerinde çocuk vardır.

10 Ekim 2014 Cuma

Çocuğunuzun Bağlandığı Oyuncağını Elinden Almayın! Neden Mi?...

Foto Kaynak: www.geschenk.com
H. Anne soruyor:

…Benim kızım 33 aylık şu anda ve neredeyse 6-7 aydır belli başlı oyuncak bebekleri ile kaynaşmış durumda. Bir müddet oynadıktan sonra iki eline de iki bebek alıp ona bağlanıyor ve yemekte, tuvalette, gezmede vs. hiç bırakmak istemiyor. Bazen bu iki oyuncak bebeğin yerini farklı bebekler de alabiliyor. Biz de küçükken bazı nesnelere bağlanmışız bu yüzden olay normal geliyor ama bizim için durum sıkıcı olmaya başladı.
Takipteyim sizi… Cevap bekliyorum :) Teşekkürler.

Anne Burda cevaplıyor:

Sevgili H. Anne,

Sorunuzun cevabını aslında siz kendiniz vermişsiniz. Siz de küçükken bazı nesnelere bağlanmışsınız ve bu yüzden bu durum size normal geliyor; yani kızınız, iki elinde bebekle gezdiği için ortada psikolojik bir sorun yok. Dolayısıyla aslında kızınıza dair çözülmesi gereken bir sorun da yok. Bir başka deyişle, 33 aylık bebeğinizle ilgili her şey yolunda. 

Peki, o zaman sorun nerede ve ortada bir sorun varsa bu kimin için bir sorun? Sorun kızınızın bağlandığı bebeklerle dolaşmasını sizin sıkıcı bulmanızda. Yani siz bu durumu sıkıcı bulmasanız, çocuğunuzun bu alışkanlığını da değiştirmek istemeyeceksiniz. Kimi zaman çocuklarımızın oyun alışkanlıklarını, dışarıda ya da evdeki davranışlarını beğenmeye biliriz ve aynı davranış tekrar ettikçe bu durum artık bizim için sıkıcı olmaya başlayabilir. Bunu her an anne-baba yaşayabilir, yaşamalı da zaten. Çünkü çocuğumuzun yaptığı ya da tercih ettiği her şeyden memnun kalamayız. Çünkü çocuğumuz bizden ayrı bir birey. Kendi oluşmakta olan bir kişiliği ve tercihleri var. Bu onun güçlü ve öz güveni yüksek bir birey olarak büyümesi için saygı duymamız ve desteklememiz gereken bir durum.

14 Eylül 2014 Pazar

Çocuğum Kulağımı Tutmadan Uykuya Dalmıyor! Bunun Anlamı Ne?

Özlem Anne soruyor:

“… Küçük kızım, kulağımı tutmadan kesinlikle uyumuyor. Bunun bir anlamı açıklaması var mı? İnternette işte kendini yalnız hissediyor falan yazıyor. Bütün sevgimi ve ilgimi kızlarıma veriyorum geri kalan ne varsa oda eşime :)) Bu kulak olayı daha ne kadar devam eder ne olur yardım edin.”

Anne Burda cevaplıyor:

Sevgili Özlem Anne,

Küçük kızın, kulağını tutmadan uykuya dalmıyor; çünkü seni hissetmek ve yanında olduğunu bilmek istiyor. Sen, onun bu hayattaki en temel güven kaynağısın.

Kızın açısından bakınca her şey olması gerektiği gibi aslında. “Annem burada yanımda, ben onu dokunarak hissediyorum, korkacak bir şey yok ve artık uyuyabilirim.” Senin açından bakınca bu bir sorun; çünkü sen belki de kızının kendi kendine uykuya dalmasını istiyorsun. Ya da elini değil de; neden kulağını tutuyor diye endişe duyuyorsun.

Her çocuk başkadır ve kendine özeldir. Biri annesinin elini tutarken, diğeri memesini tutmak isteyebilir ya da sizin örneğiniz de olduğu gibi kulağını. Bunların hepsi normaldir ve küçük bir çocuğun duyabileceği çok doğal ihtiyaçlardır. Bu yüzden ben, annelere bebeklerine daha yeni doğan dönemindeyken uykuya dalarken onlara, üzerine annesinin kokusunun sindiği bir şal, yumuşak bir bez ya da giydiği bir bluzu vermelerini öneriyorum. Çünkü bir bebek annesinin kokusunu daha doğar doğmaz tanır ve bu koku ona alışmaya başladığı yeni dünyasında “güven” verir.  

9 Eylül 2014 Salı

Çocuğuma Sinirlenmek İstemiyorum! Ne Yapmam Lazım?


Facebook'taki Anne Burda sayfamı (facebook.com/anneburada) takip eden okuyucu bir anneden, yeni okul dönemine başlayan 6 yaşındaki kızıyla ilgili bir soru geldi. Bu soruya cevaben uzman görüşümü ve yorumlarımı sayfamda herkese açık olarak paylaştım. Böylece Anne Burda sayfasında Soru-Cevap dönemi başlamış oldu.

Stresli anlarda çocuğuna karşı sabırsız ve sinirli davranan bir anne bu tutumunu değiştirmek istiyor ve yeni bir yol arıyor. Ne yapması ya da yapmaması lazım?

Şule Hanım soruyor:

“ hocam mrb sayfanızı tesadüfen gördüm beğendim 6 yaşında bir kızım var ve yarın okula başlıycak birinci sınıf zorlu bir süreç ve bende biraz sabırsız biriyim çabuk sinirleriniyorum ama nasıl bir yol izlemeliyim sizce anlatabildim inş.”


Anne Burda cevaplıyor:

Sevgili Şule Hanım,

Araştıran, soran ve yeni bir yol arayan ilgili bir anne olarak açık yüreklilikle sorunuzu yollamışsınız bana. Bunun için teşekkür ederim. 

6 yaşındaki kızınızla olan ilişkiniz belli ki sizin için çok önemli. Hem kızınız, hem de sizin için okul hayatıyla birlikte yeni bir dönem başlıyor. Zaten siz de bu dönemi “zorlu bir süreç” olarak tanımlamışsınız.

Hayatımızda yaşadığımız her yeni başlangıç aynı zamanda bir geçiş dönemidir ve buna uyum sağlamak zaman alabilir. Bu uyum sürecini kolaylaştırabilmek için doğru yaklaşımları bulmamız gerekir. Elbette sabırsız olmak ve çabuk sinirlenmek sizin kızınızla olan ilişkinizde bir daha gözden geçirmeniz gereken bir tutumdur. Zaten siz de bunun farkında olduğunuz için “nasıl bir yol izlemeliyim” sorusuyla çıkmışsınız yola. Yani neyi değiştirmek istediğinizin farkındasınız, sadece bunu nasıl yapacağınızı henüz daha bilmiyorsunuz. Biz de cevabı birlikte aramayı deneyebiliriz.