30 Haziran 2014 Pazartesi

Hamilelikte Yaşanan Psikolojik Süreçler

Gebelik Psikolojisi
Hamilelik Psikolojisi

Psikolojik açıdan bakınca anne adayı hamileliğin her evresinde (1., 2. ve 3. Trimester)  farklı bir uyum sürecinden geçer (Gloger-Tippelt, 1988; Rauchfuss, 2002).

İlk üç aylık dönemi kapsayan 1. Trimester (1.-13.Hamilelik Haftası) belki de anne adaylarının kendilerini en güvensiz hissettikleri dönemdir. Gebelik tespitinden sonra yaşanan duygular sadece mutluluk ve sevinçten ibaret değildir. “Nasıl bir anne olacağım?”, “Partnerimle yaşadığım ilişki doğumdan sonra nasıl etkilenecek?”, “Çok mu kilo alacağım?”, “Partnerim beni beğenmeye devam edecek mi?”, “Mesleki olarak beni neler bekleyecek?”, “Sosyal hayatım değişecek mi?” gibi ve benzeri birçok kaygı dolu soru anne adayını meşgul edip, onda stres yaratabilir.

Böylesi önemli ve hayatın birçok alanında temel değişikliklere sebep olan hamilelik yaşantısını göz önünde bulundurunca, ilk dönem kaygıları ve soru işaretleri son derece normaldir. Planlı ya da arzu edilen bir hamilelikte bile yoğun duygusal iniş-çıkışlar söz konusu olabilir.

Önemli olan kişinin hamileliğe bağlı değişimlerden kaynaklanan stres yaşantılarıyla baş ederken, bu yaşantıları nasıl değerlendirdiği ve onunla baş etmek için ne yaptığıdır. Bu dönemde anne adayının, eşinden ve çevresinden alacağı destek, güvensizliklerin ve soru işaretlerin giderilmesinde çok önemli bir rol oynar.

İkinci üç aylık dönem (14.-27. Hamilelik Haftası), anne adayı için hamileliğe alışma ve uyum sağlama evresidir. Bu evrede, ilk haftalarda yaşanan kaygılar ve soru işaretleri yerini pozitif duygu ve düşüncelere bırakır. Bebeğinin ilk hareketlerini hissetmeye başlayan anne adayı duygusal olarak onu bekleyen anne rolüne hazırlanmaya başlar.

Hamileliğin son evresinde (28.-40. Hamilelik Haftası) anne ve baba adayları psikolojik olarak da doğuma ve bebekli yeni aile hayatına hazırlanmaya çalışırlar. Özellikle hamileliğin son haftalarında artan fiziksel şikâyetlere ek olarak, yaklaşan doğum eylemiyle ilgili yaşanan korku ve kaygılar da anne adayını tekrardan psikolojik strese sokabilir. Bu noktada anne adayının, eşi, ailesi ve duyarlı bir kadın-doğum doktoru gibi güven duyacağı insanlar tarafından destekleniyor olması kaygıların giderilmesinde çok önemlidir.

Sonuçta her hamilelik kendi içinde özel ve benzersizdir!

Yukarıda sıralanan dönemler hamilelikte yaşanan psikolojik geçiş evrelerine teorik bir yaklaşımdır sadece. Buradaki amaç hamilelikte yaşanan psikolojik süreçlere değinerek hamileliğin sadece fiziksel, hormonal ve biyolojik değişimlerden ibaret olmadığını vurgulamaktır. Yapılan rutin tıbbi tetkiklerin ve prenatal testlerin yanı sıra anne adayının psikolojisini anlamaya çalışmak, ona duyarlı ve destekleyici bir biçimde yaklaşmak hamilelik ve doğum sonrası depresyonu engellemek açısından da son derece önemlidir. 

Unutmamak gerekir ki, her anne adayı sağlıklı ve mutlu bir hamileliği hak etmektedir!

Kaynakça

Gloger-Tippelt, G. (1988). Schwangerschaft und erste Geburt: Psychologische Veränderungen der Eltern. Stuttgart: Kohlhammer.
Rauchfuss, M. (2002). Bio-psycho-soziale Prädiktoren der Frühgeburtlichkeit und Differentialdiagnose zur intrauterinen fetalen Retardierung – Ergebnisse einer prospektiven Studie. Habilitationsschrift, Berlin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder